Kurtulmuş: Bütün 'evet'ler Kılıçdaroğlu'nun olsun

25 Ocak 2017

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Terörü tırmandırarak referandumda anayasaya 'evet' dedirtmenin yollarını arıyorlar. "şeklindeki sözlerine ilişkin "Bu, şirazeden çıkmış bir ithamdır. Kabul edilebilir bir şey değildir. Hiçbir ahlakla vicdan örtüsüne sığacak bir şey değildir. Bütün 'evet'ler Kılıçdaroğlu'nun olsun. Bir tek insanın canını kurtarabiliyorsak, biz bunun için gayret ediyoruz. Öyle oturduğu yerden bunları yüksek perdeden konuşmak kolay. Hangi hükümet terörün artmasını ister. Bu fevkalade yanlış bir ithamdır. Vicdan ve ahlak ölçüleri dışında bir ithamdır.” dedi.

Kurtulmuş, TRT Haber'de katıldığı "Anadolu Soruyor" programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Suikaste uğrayan gazeteci yazar Uğur Mumcu ile şehit Emniyet Müdürü Okkan'ın ölüm yıl dönümlerinin olduğunun hatırlatılarak, "Bu faili meçhuller eski Türkiye'de kaldı diyebilir miyiz?" şeklindeki soru üzerine Kurtulmuş, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Gaffar Okkan ve diğer bütün faili meçhullere kurban gidenleri rahmetle andığını söyledi.

"Karlov suikastinde olduğu gibi birtakım suikast planlamaları içerisinde olabilirler"
Referandum sürecinde siyasi suikastler ve faili meçhullerin yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin tehdit alıp almadıklarının sorulmasına üzerine de Kurtulmuş, bu süreçte çok dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin Suruç katliamı sonrası yeni bir dönemle karşı karşıya olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, bu dönem içerisinde özellikle Suriye ve Irak’taki terör gruplarının da verdiği destekle, Türkiye içerisinde çok sayıda terör eylemi gerçekleştiğini, bu olayların 10 katının da bertaraf edildiğini bildirdi.

Fethullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "Yenildik” diye kenara çekilmeyeceğinin altını çizen Kurtulmuş, "Bunlar önümüzdeki dönemde hem PKK hem DEAŞ ile stratejik işbirliği yapabilirler. Karlov suikastinde olduğu gibi birtakım suikast planlamaları içerisinde olabilirler. Bunlarla ilgili olarak tedbirlerimizi alıyoruz." diye konuştu.

"Sayın Kılıçdaroğlu lafı tersinden anlayarak söylemiş"
Terör örgütleri DEAŞ, PYD/PKK'nın elindeki silahlara dikkati çeken Kurtulmuş, Beşiktaş saldırısında kullanılan bombanın da el yapımı değil fabrikasyon olduğunu söyledi.

Bu bombanın da herhangi bir devletin, askeri envanterinden çıktığının ortada olduğunu ifade eden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

“Şimdi Türkiye öyle sıradan 3-5 tane çapulcu terör örgütüyle karşı karşıya değil. Birtakım devletler, birtakım istihbarat birimleri bunları destekliyor ve bunlar bu referandum süreci içerisinde Türkiye’ye diz çöktürmek için müdahale etmeye gayret edecekler, mücadele edecekler. Bugün bunu söyledim, Sayın Kılıçdaroğlu da lafı tersinden anlayarak söylemiş. İnşallah Türkiye bunlara pabuç bırakmayacak. Bu terör örgütlerine diz çöktürecek. Bunlar etkin bir Türkiye'nin ortaya çıkmasını istemiyorlar. Onun için bir yönetim sistemi değişikliğine müsaade etmek istemiyorlar. İnşallah referandumdan güçlü bir şekilde sonuç alınırsa, 'evet' çıkarsa, bunun sonucu olarak bu terör örgütlerinin de motivasyonları büyük oranda kırılmış olacaktır. Bunu söylemiştim bir kere daha söylüyorum."

"Hangi hükümet terörün artmasını ister"
Sözlerinin sosyal medyada da gündem olduğunun hatırlatılmasının ardından, "Referandumdan evet çıkmazsa terör artar' gibi bir sözünüz oldu mu?" sorusuna karşılık Kurtulmuş, şu açıklamada bulundu.

"Ben onu söylemedim. Benim söylediğim tam da bunlardır. Zannediyorum Sayın Kılıçdaroğlu sözlerimi dinlemeden ya da okumadan, soruyu soran muhabirin yönlendirmesi çerçevesinde böyle bir şey söylemiş. Son derece talihsiz bir demeç oldu. Hangi hükümet terörün artmasını ister. Yani kusura bakmayın biz o terör saldırılarından sonra iki üç gün kendimize gelemiyoruz. O alanı dolaştığımız zaman, yüreği yanan analar ve babaların ağıtlarını sabaha kadar dinlediğimiz zaman iki gün kendimize gelemiyoruz. Hangi hükümet terörü kullanıp referandumdan sonuç almak ister. Böyle bir söz olabilir mi? Lafı bu kadar tersinden anlamak olabilir mi? Söylediğimiz şudur, Türkiye'ye diz çöktürmek istiyorlar, bunun için terörü kullanıyorlar, referandum ortamını da kendilerine uygun bir ortam olarak kabul edebilirler, saldırılarını artırabilirler, aman dikkati olalım, uyanık olalım. Buradan, tersine bir mana çıkarmaksa en azınsan siyaseten bir suistimaldir, sözleri çarpıtmaktır, bunu kabul etmediğimi açıkça söylüyorum.”

"Vicdani ve ahlaki hiçbir sınırı olmayan ölçüsüz bir sözdür"
"Kılıçdaroğlu'nun, "Terörü tırmandırarak 'evet' oylarını artırmaya çalışıyorlar gibi bir ithamı var. Neler söylemek istersiniz?" sorusu üzerine Kurtulmuş, "Bu, şirazeden çıkmış bir ithamdır. Kabul edilebilir bir şey değildir. Hiçbir ahlakla vicdan örtüsüne sığacak bir şey değildir. Bütün 'evet'ler Kılıçdaroğlu'nun olsun. Bir tek insanın canını kurtarabiliyorsak biz bunun için gayret ediyoruz. Öyle oturduğu yerden bunları yüksek perdeden konuşmak kolay. Hangi hükümet terörün artmasını ister. Bu fevkalade yanlış bir ithamdır. Vicdan ve ahlak ölçüleri dışında bir ithamdır." ifadesini kullandı.

Türkiye’nin şu anda terörle boğuştuğunu, mücadele ettiğini, savaş verdiğini dile getiren Kurtulmuş, terör örgütleri ve onların arkasındaki ağa babalarıyla mücadele ettiklerini bildirdi.

Bunun Türkiye'nin bekası, dirlik, birlik meselesi olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu kadar hassas bir konuda, can pahasına mücadele veriliyor. 'Efendim, terörü artırarak oy almaya çalışıyorlar.' Bu asla kabul edilemeyecek, vicdani ve ahlaki hiçbir sınırı olmayan ölçüsüz bir sözdür. Kabul etmek mümkün değildir." diye konuştu.

"Yeni sistemin rejim tartışmalarıyla ilgisi yok"
Cumhurbaşkanlığı sisteminin neler getireceğine ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, Türkiye'de rejim tartışmalarının 1923'te bittiğini, yeni sistemin rejim tartışmalarıyla ilgisi olmadığını vurguladı.

"Olağanüstü hal sürecinde referanduma gidileceği" eleştirilerine yanıt veren Kurtulmuş, olağanüstü halin, "Laf olsun." diye ilan edilmediğini, Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle Türkiye'nin uçurumun kenarından döndüğünü söyledi.

Bunun yanı sıra Türkiye'nin PKK ve DEAŞ başta olmak üzere terör örgütlerinin planlı saldırılarına maruz kaldığını vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Bütün bunları ortadan kaldırmak için olağanüstü halin bize verdiği birtakım imkanlardan istifade etmemiz lazım. Olağanüstü halin verdiği bu imkanları kullanmasaydık, devletin içine sızan bu çeteleri bu kadar rahat bir şekilde devletin içinden temizleme sürecini başlatamazdık. Şunu da açık söyleyeyim, halen 'Tamam, bu temizlik bitmiştir.' diyemiyoruz. Çünkü halen devletin birçok yerine sızan, karda yürüyüp izini belli etmeyen çok sayıda FETÖ mensubunun olduğu ortadadır."

"Son derece batıl bir kıyas"
Muhalefetin "12 Eylül döneminde askerin gölgesinde referanduma gittik. Şimdi devlet olağanüstü hal ilan ediyor." eleştirileri hatırlatılarak, "Referandumun niteliğine ilişkin böyle bir endişe var mı?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları ifade etti:

"Hayır, böyle bir endişe yok. Böyle bir kıyas da son derece batıl bir kıyastır. Hiçbir benzerliği yoktur. 12 Eylül, silahların gölgesinde yapılan bir oylamadır ama o bir sıkıyönetim, askeri rejim ortamıydı. Şu anda askeri rejimden kurtulmuş Türkiye ortamı var. Bunu söyleyenlere 15 Temmuz akşamını hatırlatırım. 15 Temmuz akşamı askeri darbe ortaya çıkmış olsaydı belki o darbeciler kendi anayasalarını, sistemlerini millete dayatmak için kalkacaklar, aynen 12 Eylül benzeri bir anayasal değişikliğe gideceklerdi.

"Biz hiç kimsenin peyki değiliz, uydusu değiliz"
"Son dönemde Türkiye, Rusya, İran ve Çin ile daha yakın ilişki içine girmeye başladı. Bir eksen kayması var mı?" sorusuna yanıt veren Kurtulmuş, "Ben yıllardır bu 'eksen kayması' lafını benimsemem. Bu, son derece sinir bozucu bir laftır, gerçekten kabul edilebilir bir şey değildir. Türkiye'nin bir ekseni vardır, o da kendi eksenidir." dedi.

Türkiye'nin, Doğuyla Batıyla, Müslüman ve Hristiyan dünyasıyla tarihsel açıdan son derece kuvvetli ilişkileri bulunan bir ülke olduğuna dikkati çeken Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bu ilişkilerin hiçbiri lineer bir doğru gibi gitmez. Amerikalılarla ilişkiler bazen çok iyidir, bazen çok kötüdür. Aynı şekilde Ruslarla ilişkiler... Bir sene evvel neredeyse Ruslarla bu noktadaydık, şimdi Astana sürecinde Suriye barışına katkı sağlayabilecek müşterek perspektifler ve çabalar içinde girebiliyoruz. Aynı şekilde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile ilişkilerimizi yeniden tamir edip, yeni bir döneme başlıyoruz. Böyle baktığımız zaman Türkiye'nin bütün bu ülkelerle ilişkileri nihayetinde kendi menfaatleri bakımından önemlidir. Biz kendi menfaatimizi esas alırız. Biz hiç kimsenin peyki değiliz, uydusu değiliz.