Kurtulmuş: Bizim güçlü bir Türkiye olma mecburiyetimiz var

28 Ağustos 2018

AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Üsküdar Belediyesi tarafından düzenlenen "Küresel Kriz ve Yeni Türkiye'nin Vizyonu" konulu toplantıda gençlerle bir araya geldi. Burada yaptığı konuşmada Kurtulmuş, dünyada bugün yaşanan krizin zihniyet, felsefe, perspektif krizi ve "Biz hakimsek, biz güçlüysek dünyayı istediğimiz gibi yönetiriz." diyenlerin getirdiği nokta olduğunu dile getirdi.

Sistemin reforme edilme ihtiyacı olduğunu ve uluslararası kurum ve kuruluşların hemen hiçbirinin fonksiyon icra etmediğini anlatan Kurtulmuş, "Artık doğru söz, insanlık tarihinin gündemine gelmiştir, Birleşmiş Milletler'in değişmesinin vakti geldi. Bunu inşallah hep beraber önümüzdeki dönemde göreceğiz. Türkiye'ye de dünya sisteminin revize edilmesi, reforme edilmesi, değiştirilmesi için çok büyük sorumluluklar düşüyor." diye konuştu.

Kurtulmuş, Türkiye'nin göçmen meselesinde insani diplomasi kavramıyla yola çıktığını vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"İnsani diplomasiyi sadece yardım olarak görmüyoruz, sadece göçmenlerin iyi insani şartlarda barındırılması değil, aynı zamanda göçmen meselesinin köklerinin kurutularak, yerinde önlemesi için gayret sarfediyoruz. Örnek, en son İdlib müzakeresinde ortaya koyduğumuz şey. Sadece yabancı göçmenlerin Türkiye sınırlarını zorlamasını önlemek değil, insani diplomasi çerçevesinde halkların, Suriye halkının, İdlib halkının, yaklaşık 4 milyonluk nüfusun kendi bölgesinde ikamet etmesini sağlamak için çaba sarf etmektir. Çok da kolay değildir. İnşallah sonuç elde edebiliriz. Ayrıca insani diplomasinin bir temenni olmaktan çıkarılması gerekiyor. Türkiye, gayrisafi milli hasılaya göre kıyasladığınız zaman dünyada birincidir insani yardımlar bakımından. Ancak bunu sadece ülkelerin kendi seçimlerine bırakmadan, eğer dünya sisteminde bir iyileşme istiyorsak, mesela ülkelerin gayrisafi milli hasılaları oranında insani yardım konusunda pay ayırmaları BM tarafından zorunlu hale getirilmelidir."

"Vekalet savaşları, elini ateşe sokmak istemeyenlerin güç elde etme mücadelesidir"
Son 7-8 yıldır dünya ölçeğinde bir tehdit olduğunu kaydeden Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Aslında üçüncü dünya savaşı bir şekilde başladı, bu sefer ekonomik olarak başladı. Bir tarafında Çin'in bir tarafında ABD'nin, arada Avrupa'nın, Japonya'nın, Rusya'nın, diğer ülkelerin yelpazeye doğru çekilme gayretlerini bir şekilde her iki gücün de ortaya koymaya çalışacağı bir döneme geliyoruz. Öncelikle bu savaş denemesi, vekalet savaşları üzerinden Ortadoğu'da denendi. Birisinin vekilinin adı DEAŞ, diğerinin vekilinin adı PYD, PKK, ötekininki başka bir şey. Sadece şu soruyu sorsanız, vekalet savaşlarının ne hain bir oyun olduğunu anlarsınız: Ne oldu da DEAŞ denilen topluluk -bir zamanlar 90 bine yakın silahlı gücü olduğu tahmin ediliyordu- nasıl oldu da bir kaç ay içerisinde dünyanın dört bir tarafından savaşçılar oraya getirildi ve ellerinde dünyanın en büyük ordularında bulunan ölüm silahları bu insanlara verilerek, bu insanlar bir terör örgütü haline getirildi? Cevabı çok basit, eğer DEAŞ diye bir şey olmasaydı Suriye'nin paramparça edilmesi mevzubahis olamazdı, Irak'ın böylesine politik olarak parçalanması söz konusu olamazdı. Aynı şekilde PYD'ye, YPG'ye bu silahları verenler, acaba hangi saiklerle verdiler? Eğer o silahlar verilmemiş olsaydı, bugün Suriye'nin bir bölgesinde de bir terör örgütü bu kadar güçlü bir şekilde olmayacaktı. Biz, Türkiye olarak başından beri vekalet savaşının dünyanın en kirli savaşlarından birisi olduğunu biliyoruz. Vekalet savaşları, elini ateşe sokmak istemeyenlerin, masum yüz binlerce, milyonlarca sivili öldürerek, güç elde etme mücadelesidir. Bugün geldiğimiz noktada artık hepsi görüyor ki Suriye meselesini hiçbir ülke tek başına çözemez, ne Rusya ne ABD..."

Numan Kurtulmuş, gelinen noktada vekalet savaşlarının aşağı yukarı bittiğini ve bundan sonra devam edemeyeceğini belirterek, "Bunun yerine dünya ölçeğinde ticaret savaşları başladı. Trump'ın sabah aklına esiyor 'Demir çeliğin, alüminyumun vergilerini yüzde 45 artırdım.' Hani liberal ülkeydi? Hani serbest piyasa ekonomisi vardı?" dedi.

Kurtulmuş, "Türkiye'ye karşı yapılan son kur manipülasyonları, Türkiye'nin güçlü ve büyük Türkiye olmasını hazmedemeyenlerin yaptığı bir manipülasyondur. Bundan da öte bir anlamı vardır. Türkiye üzerinden maalesef ABD'de yönetimi ele geçiren bazı çevreler, bütün dünyaya ayar vermek, bütün dünyaya bir şekilde 'Tarafınızı belli edin.' demek istiyor. Meselenin özü budur. Özellikle gelişmekte olan ülkelere..." diye konuştu.

Ticaret savaşlarının dünyayı bir süre daha meşgul edeceğini dile getiren Kurtulmuş, sözlerini, "Bizim güçlü bir Türkiye olma mecburiyetimiz var. Hele bu saatten sonra, bu aşamadan sonra Türkiye'nin sağdan soldan emir alan, sağdan soldan yardım alan güçsüz, iradesiz bir Türkiye olma imkan ve ihtimali yoktur. Hani diyor ya 'Ya istiklal ya ölüm'. Bundan sonrası Türkiye için ya istiklal vardır ya da ölüm vardır. Ekonomide, siyasette, teknolojide güçlü olmak zorundayız. Ekonomide, teknolojide güçlü olmak, bu alanlardaki dışa bağımlılıktan kurtulmak demektir. Türkiye'nin istiklalinin yolu, bilimsel alanda güçlü, başarılı olmaktan geçiyor, teknolojiyi üretmekten geçiyor." diye tamamladı.